• İngilizce İçin Tıklayın

Adana Sofra Kültürü

Adana’da yeme içme alışkanlıkları ve sofra kültürü günlük yaşamı büyük oranda şekillendirmektedir. Sabah beşte başlayan ciğer ve şalgamla kahvaltı alışkanlığı günümüzde halen bir ritüel olarak Adana’da devam etmektedir. Bu yemek kültürünün geçmişi çok eskilere ve bir yönüyle güvercin beslemeye dayanmaktadır. Aynı şekilde sabah saat beşte başlayan ve iki-üç saat içerisinde tüketilen Adana Böreği ile birlikte yapılan kahvaltı kültürü de şehir sakinlerinin vazgeçilmezleri arasındadır.

Günümüzde “Kazancılar Çarşısı” olarak bilinen yer geçmişte Kuş Pazarı’nın kurulduğu ve pazara gelenlerin mangalın başına toplanarak hem birlikte sohbet etmeye, hem de karınlarını doyurmaya başladığı yer olmuştur. Böylece "Ocakbaşı" olarak adlandırılan, eğlenerek kebap yenilen bir gelenek ortaya çıkmıştır. Kuş Pazarı yeme içme alanında bir odak noktası olmuştur ve zaman içerisinde yanında "Ciğerciler Çarşısı" olarak adlandırılan ikinci bir pazar oluşmuştur. Günümüzde bu gelenek halen yaşatılmaktadır. Her pazar gün doğumundan, öğleden sonraya kadar kebap yenilip, rakı, şalgam ve ayran içilen içilen Kazancılar Çarşısı dünyanın en eski brunch geleneğini yaşatmaktadır. Her yıl Aralık ayında yurt içi ve yurt dışından gelen katılımcılarla gün boyu kebap yenilip, rakı, şalgam ve ayran içilen bir festival olan "Kebap ve Şalgam Festivali" kutlamaları da Ciğerciler Çarşısı içerisinde yapılmaktadır.

Mangal Adana için oldukça önemli bir kültürdür. Hafta sonları tüm aile fertlerinin toplanması ile gidilen mesire alanlarında mangalda et ve kebap pişirmek bir gelenektir ve hemen hemen her Adana’lının evinde bir mangal bulunmaktadır.

Adana’da doğum, düğün, bayram, ölüm gibi önemli günlerde özel yemekler hazırlanmaktadır. Günümüzde ritüel kökenli birçok inanç halen yaşatılmaktadır. Bu ritüele örnek olarak; yeni doğum yapan kadınların iyi beslenmeleri ve anne sütünün devamlılığını sağlamak amacı ile hazırlanan bir takım özel tarifler verilebilir. Yağ yakılarak içerisine pekmez ve kırmızıbiberin karıştırılması ile oluşturulan bu tarife “Yağlı Ballı” adı verilir ve yeni doğum yapan annelerin bu karışım ile beslenmeleri anne sütü verimliliği açısından oldukça önemli ve geleneksel bir yöntemdir. Benzer biçimde közde pişirilmiş ciğer ve soğandan oluşan “Ciğer Salatası”, yedi çeşit baharatın karışımından oluşan “Kaynar” hem yeni doğum yapan anneler için hem de onu ziyaret eden misafirlerine ikram etmek için hazırlanan geleneksel tariflerdir. Bebeklerin ilk dişi çıktığında ise buğday, nohut ve baklanın haşlanmasıyla oluşan ve “Hedik” adı verilen tarif de bu kapsamda Adana sofra kültürünün bir parçasını oluşturmaktadır.

Düğün, nişan, söz gibi özel günler için gelenek ve göreneklere bağlı yaşatılan birçok ritüel devamlılığını korumaktadır. Adana’da kız isteme sonrasında tatlı yemek özel bir adettir. Erkek evinden gelen tatlı, lokum, kahve evliliğin ağız tadıyla geçmesi için konuklara ikram edilen bağlayıcı bir gelenektir. Düğün yemeklerinin başında yüksük çorbası gelmektedir. Yapımı oldukça zahmetli olan bu geleneksel yemek hamur, et ve salçalı bir sosla servis edilen özel Adana lezzetlerindendir.

Adana’da cenaze evinde üçüncü, yedinci ve kırkıncı günlere özel yemekler hazırlanıp ölen kişinin anısına ikramlarda bulunulan törenler gerçekleştirilmektedir. Bir cenazenin ardından; üçüncü gün helva, yedi ve kırkıncı günlerde ise koyun etinden yapılan özel yemekler ile başsağlığına gelen misafirlere ikramlarda bulunulmaktadır.

Adana’da günümüzde halen yaygın olarak yapılan özellikle bayramlarda ve ramazan aylarında servis edilen tatlardan bir tanesi de ‘Kömbe’dir. Un, şeker, maya, süt, kömbe otu ve susamla yapılan ve bir çeşit kurabiye olan “Kömbe” aylarca bozulmadan muhafaza edilebilen özel bir Adana lezzetidir.